-->
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2013 Pazar

14 Sapanca-Kırkpınar Gezimiz

Ne zamandır gitmek istiyordum ama bi türlü fırsat olamamıştı.Dün kardeşimle birlikte Sapanca-Kırkpınar'a gitmeye karar verdik.Evden zar zor çıkabilince oraya gidişimiz saat 5'i buldu.

Gitmeye görmeye değer bir yer.Şehrin gürültüsünden, yoğunluğundan kaçış için bire bir.Giderken yolda zaten o sakinliği, dinginliği hissedebiliyorsun.Ormanın güzelliği, temiz havası, nezih piknik alanları, şirin köyleri, rengarenk çiçekli evleri...Ayrıca yol üzerinde dikkatimi çeken bir başka ayrıntı da açık hava düğünleriydi.Doğanın içinde şirin sevimli bir şekilde hazırlanmış kır düğünleri.Evliliğinde kır düğünü düşünenler için Kırkpınar'daki alanlar güzel bir seçim olabilir.

Kırkpınar'ın merkezinde el sanatları festivali vardı.Birkaç blogcu arkadaşı burada gördüm.El emeği ürünlerini orada sergiliyorlardı.Ürünlerin hepsi birbirinden orjinal ve görülmeye değer ürünler gerçekten.

Kırkpınar sahilde hem aile piknik alanları hem de cafe ve restaurantlar mevcut.Biz mekan olarak Kıyı Restaurant'ı tercih ettik.Memnun da kaldık.Mekan olarak en güzel mekanlardan birisi.İçinde farklı tarzlarda oturma bölümleri mevcut.Doğanın içinde hoş bir ortam.Yemek olarak ızgara köfte ve kiremitte kaşarı tercih ettik.Bunlar da güzel bir şekilde hazırlanmıştı.Daha çok doğanın içinde bulunmak ve o temiz havayı hissetmek insana iyi geliyor.Zaten birkaç saat içinde bile temiz havanın verdiği bi yorgunluk çöküyor insanın üzerine.

Kırkpınar ayrıca güzel bir tatil yöresi.Farklı bi hava hissetmek için oraya gidip bisikletlerle veya atv'lerle turlar atabilir, haftasonu için merkezdeki otellerde konaklayabilir veya oradan bir ev satın alarak tatil günlerinizi orada geçirebilirsiniz.







Pin It

21 Şubat 2013 Perşembe

10 Tea&Cake


Haftasonunun yaklaştığı şu günlerde sizlere bu yazıyı yorgun, bitkin ve grip olmaya çeyrek kala bir halde yazıyorum :) Perşembe günleri nedense haftanın en yorgun gününü yaşıyorum.Bütün hafta ağırlığı bu günde birikiyor sanki.Bir de üstüne havaların dengesizliği.Bi sıcak bi soğuk.Güneş ışıklarıyla süslenmiş kesici buz gibi bir soğuk.Bunun doğal sonucu da tabiki grip.Grip hallerindeyken de şu soğuk kış günlerinde içimi ısıtan en güzel şey bir fincan çay ve yanına bir dilim kek.


Pin It

13 Ocak 2013 Pazar

4 Yeni Bir Yaşamdan Merhaba

Herkese yeniden merhaba :) Bayağı uzun bir süre oldu yazmayalı.Yeniden yazsam mı yazmasam mı diye düşünüyordum bi süre.Çünkü başladın mı düzenli yazmak gerek.Onu da ben pek beceremiyorum sanırım.Ama yazacak, anlatacak, paylaşacak çok şey birikti.

Öncelikle güzel bir haber yazayım.Bu yıl Eylül ayında atamam oldu.İstanbul'a atandım.Artık İstanbul'da yaşıyorum.Yeni bir hayata başladım burada.Yeni okulum, yeni arkadaşlarım, yeni bir çevrem oldu.4 ay olmasına rağmen alışmaya çalışma kısmı hala devam ediyor.İstanbul gibi bir şehire alışmak biraz zor oluyor.Her ne kadar sürekli gidip geldiğim bir şehir olsa da burada yaşamak daha farklı.İstanbul'un temposu biraz yorucu.Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmak ve kalabalıklar içinde hiçbir şeyin tadını çıkaramadan devam etmek...Hiç alışamadığım ve alışamayacağım şey ise trafik.5 saatte buradan İzmit'e gidebilmek ise ayrı bir sorun.Şimdilik bu yeni hayata adapte olma durumu devam ediyor benim için.

Yeni okulum kalabalık 4 bin civarı öğrencisi var.Geçen sene çalıştığım okulda 200 öğrenci vardı.Ordan sonra burası biraz tuhaf geldi tabi :) Ama öğrenci dediğin her yerde aynı.Birlikte bir şeyler öğrenme, paylaşma, karşılıklı sevgi-saygı önemli olan.Biz de bunu birlikte başarabiliyoruz sanırım.

Geldiğimden beri fırsat buldukça geziyorum.Gezilecek yer çok ama yine pek zaman yok.Bir yandan seminerlerim ve sınavlarım var bir yandan da okul işleri her zamankinden çok yoruyor.Ama yine de kendimize fırsat yaratıp arkadaşlarla birlikte güzel mekanların tadını çıkarıyoruz.Zaman zaman bunları da paylaşacağım.

Şimdilik bu kadar...Yeniden görüşmek dileğiyle...




Pin It

19 Mart 2012 Pazartesi

1 İnsanın Canı Neresinden Acırsa Kalbi Orada Atardı!(Mahrem-Elif ŞAFAK)

Bu aralar çok güzel bir kitap okuyorum.Başlıkta da belirttiğim gibi Elif Şafak'ın Mahrem adlı kitabı elimde.Bitmeye çok az kaldı.Vakit buldukça okuyorum hatta okumak için vakit bulmaya çalışıyorum diyebilirim.

Mahrem, dış görünüşü farklı insanın mahremiyetini anlatan bir kitap.Zaman zaman geçmişe gidip aralara farklı hikayeler serpiştirilmiş.Akıcı bir üslupla yazılmış.Zaten Elif Şafak'ın kendine has güzel bir üslubu var.İnsana her okuyuşunda farklı anlamlar veren sözcükler, cümleler kullanmış.

Kitapta beni etkileyen,altını çizdiğim  birçok cümle var.Altını çizdiğim cümleleri tekrar okudukça yeni anlamlar buluyor, yeni düşüncelere dalıyorum.Her defasında bana farklı bir tat veriyor.O yüzden kitap okunduktan sonra kitaplığın baş köşesinde kendine bir yer bulacak.

Kısacası güzel bir kitap ve Elif Şafak'ın dilini sevenlere okumayı tavsiye ediyorum.



Kitaptan altını çizdiğim alıntılardan birkaçı:


"Eğilip tek tek toplardım parçalarımı, ama her zaman dağılanlar topladıklarımdan fazla çıkardı.Ne kadar dikkat edersem edeyim, daima bir şeyler kalırdı geride.Bir şeyler hep yarımdı, hep iğreti, hep eksik...Çerden çöpten yapmaydı hayallerim.Bir fiske bile yetiyordu yerle yeksan olmalarına..."


"Bazen.. böyle birden bire.. yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiçbir yara görülmek istemez."


"Keşke zaman hiç ayılmasa .Düz çizgide dümdüz yürümeyi bir türlü başaramasa.Keşke hep yalpalasa, saçmalasa, parçalasa.Biz de bakıp bakıp yaptıklarını kınasak ve bir daha hiçbir şeyimizi ona havale etmeye kalkmasak."


"Unutmak göz temizliği.Her bahar muhakkak yapmalı.Unutmazsak yaşayamayız!"


"Her arbedenin bağrında ürkek bir sessizlik yankılanır, her cenderenin sonunda umulmadık bir açıklık nefes aldırırdı.Hayat dediğin bittikçe başlardı..."


"Kaç kitap okuyunca alim, kaç diyar görünce gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan?Kaç olunca çok, kaçta kalınca azdı rakamlar?" Pin It

17 Mart 2012 Cumartesi

0 Güzel Bir Günden Merhaba :)

Bugün sabah güneş ışıklarıyla uyandım.Ne zamandır hasret kaldığım bi duyguydu bu.Hemen pencereden dışarı baktım, güneşin altındaki renkli renkleri seyrettim.Güneş doğaya renk verdiği gibi bana da renk verdi bugün :)

Hava karlı, bulutlu olduğunda genelde mutsuz bir hale geçiyorum.İçimden bir şey yapmak gelmiyor.İşe gitmeyi bile istemiyorum.Evde bütün uyumak istiyorum.Ama güneşle, baharla birlikte ben de yeniden doğuyorum sanki :)

Bu sene kara fazlasıyla doyduk.Bu güneşli havanın uzun sürmesi dileğiyle... :)


Kaynak:etsy.com Pin It

15 Ocak 2012 Pazar

6 Yeni Bir Yaş, Yeni Hayaller, Yeni Umutlar...

Bir yaş daha yaşlandım bugün.Ömrümden bir sene gitti.Biraz melankolik mi oldu ne :)Yeni bir yaşa girmenin verdiği duygular olsa gerek :)

Yeni beklentiler, yeni umutlarla giriyorum bu yaşıma.Güzel şeyler düşünüyorum, güzel dileklerde bulunuyorum.Hem kendim hem herkes için.Bir şeyi 40 defa söylersen olur derler ya ben de bugün onun çabası içindeyim :)

Yeni yaşımda mutluluk diliyorum.Yeni hayallerle birlikte çiçekler açsın, bahar gelsin ömrümüze.Allah bi önceki seneyi aratmasın hiçbirimize... Pin It

8 Ekim 2011 Cumartesi

4 Yeniden...

Yeni bir eğitim-öğretim yılı, yeni iş ortamı, yeni öğrenciler...

Bir yıldır ara verdiğim öğretmenliğe yeniden başladım bu yıl.Her ne kadar atamam olmasa da mesleğimi yapmak güzel bir duygu.

Biraz geç kaldım ama ben yine de herkese yeni eğitim-öğretim yılında başarılar dilerim.

Pin It

6 Eylül 2011 Salı

2 Bir Yanımız da Sevdiklerimizle Birlikte mi Gider?

Bayram tatilinde Balıkesir'deydim.Altınoluk'a tatil yapmaya gittik.Cumartesi sabah döndük.Evde oturmaktan sıkılıp bunalmışken tatil iyi geldi :)

Gelir gelmez ayağımızın tozuyla çok yakın bi arkadaşımın kınasına gittik.Birlikte başladık okula biz.El ele ürkek gözlerle okula gidişimizi hatırlıyorum :) Birbirimizden güç almıştık o zamanlarda.En güçlü yanı olmuştuk birbirimizin.Sonra 19 yıllık bir arkadaşlık hikayesi.

Her zaman görüşemesek de fırsatını buldukça bir araya geldik.Görüşmediğimiz günlerin acısını çıkardık.Neler oldu bitti hepsini zaman yettiğinle özetledik.En önemli anlarımızda hep destek olduk.O gece de öyleydi.Onun en önemli anlarından biriydi.Kınası olacak sonraki gün kilometrelerce öteye gidecekti.Artık öyle ha deyince görüşemeyecektik.

Eğlence bitti zaman vedalaşma zamanı.Kimbilir bir daha ne zaman görüşücez.Oturup sohbet edicez.Dolu dolu gözlerle son bir veda sarılması yaptık...

İçim buruk şimdilerde.Bir yanım boş gibi.En sevdikleri gitti mi insanın, bir yanı da onlarla mı gider?...
Pin It

24 Temmuz 2011 Pazar

2 Yirmilik Diş Belası

Hiçbir şeyden çekmedim şu yirmilik dişlerimden çektiğim kadar.Henüz çektiğim sıkıntılar bitmiş değil.Daha çekeceklerim de beni yolda bekliyor.

Daha önce bi yirmilik dişimi çektirdim.Onun ağrılarını, şişmelerini falan beş yıl çekmişimdir.Tam o bitti derken şimdi de bir diğeri başladı.Şimdi de bunu çektirdim.Ama ne diş çekimi.İki doktor birlikte çektiler.Üzerimde denemedikleri işkence metodu kalmadı.Çekiçle vurmak mı dersiniz, kesmeler, dikmeler.Biri çekerken öteki ağzımı yırtacak sandım.Ağzımda dikişle dolaşıyorum şimdi.

Şimdilik iki dişimi de çektirdim.Tam bunlardan kurtuldum derken üst damağımdaki yeni yeni çıkmaya başladı.Anlaşılan bu yirmilik dişlerden bana rahat yok. Pin It

30 Mart 2011 Çarşamba

9 İthal Bakan İstiyoruz!

Sevgili Milli Eğitim Bakanımız yurt dışından İngilizce Öğretmeni getiriyormuş.Ülkemizdeki öğretmenler yetmemiş demek.Her yıl 10 bin olmak üzere 4 yılda 40 bin yabancı öğretmen gelecekmiş.

Peki ülkemizdeki öğretmenler bu kadar mağdurken yurt dışından öğretmen ithal etmek de neyin nesi?Eğer ülkendeki öğretmenin yeterliliğinden bi şüphen varsa üniversitelerde değişikliğe gidersin.Sonuçta bu öğretmenleri de yetiştiren sensin.Kendine güvenmiyor musun da yurt dışından getiriyorsun?

Ülkedeki öğretmenlerin durumu içler acısı.İşsizlikten intihar eden mi dersin, diplomasını bir hayvana asan mı...

Haberlerde görüyorum Doğu'da öğretmensizlikten çocuklar kendi kendilerine öğretmenlik yapıyorlar.Onlar öğretmene, öğretmenler de öğrencilere muhtaç.Ama bu ikisini bir araya getiren, getirmeye çabalayan yok.

Ülkedeki öğretmenlere gelince bütçe yok deniyor, peki yurt dışından geleceklere bütçe nasıl ayrılıyor?

Ben İngilizce Öğretmeni değilim ama İngilizce Öğretmeni olan bir sürü arkadaşım var.Olacak olanlar da çabası.Bugün onlara yapılan bu haksızlık yarın bize de yapılabilir.

Önce ülkedeki gerçekleri görmek gerek.Ortada bir sorun varsa o sorun kökten çözülmeli, üstü kapatılarak olmaz bu iş.Daha gerçekçi çözümler üretilmeli.Ülkedeki insanlar mağdur edilerek bir yere varılamaz.

Bu fikri destekleyenlerin de şahsen vicdanından şüphe duyuyorum. Pin It

14 Mart 2011 Pazartesi

4 Hoşgeldin Bahar

Güneş yüzünü gösterdi ya benden mutlusu yok bugünlerde.En sevdiğim mevsim gelmiş daha ne olsun :) Belki yine soğuk gelir arada ama olsun bu karlı günlerden sonra bugünleri de gördüm ya bu bana yeter.

Sabah pencereden içeri vuran ışığı görünce uyuyamadım bugün.Bu güzel günün tadını çıkarmak istedim.Balkona çıkıp etrafı seyrettim.Güneşin sıcaklığını bütün iliklerimde hissettim.Güneşle birlikte etraf ne kadar da güzel.Her şey en güzel rengine bürünmüş.

Etrafı seyrederken bahçede birkaç güzellik gördüm.Baharın müjdecisi çiçekler.Onları görünce daha bi iyi hissettim kendimi.

Bu arada uzun zamandır yazmadım çünkü bloguma girebilen kimse olduğunu düşünmüyordum.Ama bugün gördüm ki hala girebilen kişiler, burayı takip eden kişiler var.O yüzden yazma zorunluluğu hissettim kendimde.Aslında ne kadar da alışmışız bloglarımıza.Yazma duygusu o kadar işlemiş ki içimize istesek de ayrı kalamıyoruz.Dönüp dolaşıp yine burada buluyoruz kendimizi.

Pire için yorgan yakan zihniyetleri de kınıyorum."Hayallerine dokun" diyorsunuz.Başkalarının hayallerini elinden alarak mı bunu başaracaksınız.Emin olun ki  kimsenin buna gücü yetmez.Siz sadece kendinizi kandırırsınız.







Bu mavi minik çiçeklere aşık oldum : ) Merdivenin kenarında kendiliğinden bitivermişler.




Pin It

18 Şubat 2011 Cuma

10 Kısa Kısa

Sevgili "inanırsak olur bence" beni mimlemiş, ben de severek yanıtlıyorum : )

1.Gün içinde, eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey?
Eğer atama kadrolarımız artırılıp puanlar düşseydi bu benim için büyük şok olurdu çünkü şimdilik imkansız görünüyor :))
 
2.Gördüğün zaman, eğer almazsam uyuyamam dediğin şey?

Bu her şey olabilir.Çünkü bu aralar alışveriş delisi oldum.Neyi beğensem almak istiyorum.Almazsam aklımda kalıyor.O yüzden çok pahalı olmayan ufak tefek şeyleri beğendikçe alıyorum.Gerçi bu aralar kendimi frenlemeye çalışıyorum çünkü artık gereksiz şeyler de almaya başladım.Ama dün çok tatlı pembe bi babet gördüm ama almadım : ) Şimdilik o aklıma takıldı : )
 
3.Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey?

Diyet dediğin nedir ki pazartesi başlar salı biter : ) Beni bozmaya iten en büyük de sebep çikolata : )

4.Uğurun var mı?

Aslında öyle uğurlu gördüğüm tek bir şey yok ama eğer bir kıyafeti giyip de gittiğim bir sınavda iyi puan alıyorsam sonraki sınavda da aynı kıyafeti giyebilirim ya da o kalemi kullanabilirim.Ama sonraki sınavım kötü geçerse uğuru  falan kalmaz :))

5.Kendine en yakıştırdığın renk?

Gri, siyah ve turkuaz mavi tonlarını yakıştırıyorum.Ama bu aralar farklı renkler deniyorum :) Daha önce de söylediğim gibi bu aralar vizon rengini seviyorum bir de vizon-pudra pembesi uyumu hoşuma gidiyor.

6.En sevdiğin takın?

Son zamanlarda yüzük takıntım var.Bi ara küpeydi şimdi yüzüğe döndü : ) Bütün yüzüklerimi seviyorum.

7.Takıntın?

Küpesiz dışarı çıkamam.Kendimi eksik gibi hissediyorum.

8.Bavulum çoktan hazır gitmek gitmek istediğim şehir, ülke?

İtalya'ya ya da Fransa'ya gitmek isterdim.Türkiye içinden de Büyük Ada olabilir.Bu aralar dizilerde gördükçe ben de gidip orada bisiklet sürmek istiyorum : )

9.Ben bu şarkıyı duyuna şakırım...

Bu aralar İncir Reçeli sayesinde Halil Sezai'nin şarkılarına bağımlı olmuş durumdayım : ) En beğendiğim de tabi ki Duman ve Olsun.

10.Solunda ne var?

Evde olduğum için pencere ve pencereden içeri sızan güneş ışığı var : )

Ben bu  mimi

Selfet

Mis gibi

Zeynep

Nida Ersin(Biliyorum blogunuz yok ama içimden size göndermek geldi :) ) 'e

yolluyorum. Pin It

3 Şubat 2011 Perşembe

7 Bu aralar...

Uzun bir süredir bloguma yazı yazamadım.Kurslara başladım.3 kursa birden gidiyorum.Rusça kursuna başladım.Gerçi üniversitede görmüştüm ama şimdi biraz daha ilerletmek istiyorum kendimi.Yaza kadar artık ne kadar öğrenebilirsem öğrenicem.Bir de bilgisayar sertifikası lazım.O yüzden bir de sertifika almak için bilgisayar kursuna gidiyorum.Bir kursum daha var.Böyle kurslarla geçiyor günüm.Yani bu aralar yoğunum biraz.

Bu hafta bir haftalık tatilim vardı ama etrafta bir grip salgını var.Evde herkes hasta.Evle ilgilendiğim için fırsat bulamadım yazmaya.Bi ben sağlam kaldım : )Yakında ben de düşerim yataklara.

Pazar günü kar yağdı.Tabi karla beraber felaketler de geldi.Daha önce de yazmıştım ben karı sevmem diye.Sevmeme nedenlerimi de söylemiştim.Pazar günü bilgisayar sınavım vardı.Tabi kar yağınca bizim burada yollar kapandı, arabalar çalışmadı, öğlene kadar yollar açılmadı.Sınavıma gidemedim.Kar yine bana felaket getirdi.



Hani demiştim ya hani bu aralar seminerlere gidiyorum diye.Geçenlerde gittiğim "Etkili İletişim" seminerinde beden dilinden bahsedilirken, katılımcılardan biri bir diziden bahsetti.Beden diliyle ilgili bir dizi:"Lie to me"
Seminerden sonra ben de diziyi izlemeye başladım.Hoşuma gitti.Kaliteli ve farklı bir dizi.Beden dilini çözmeye meraklı kişilere tavsiye ederim : )

Bir de son olarak Defne Joy Foster'ın ölümüne çok üzüldüm.Her hafta Yok Böyle Dans'ta onu severek takip ediyorduk.Çok eğlenceli, enerjik, neşe dolu bir insandı.İnsanın hala inanası gelmiyor.Daha pazar günü ekrandaydı.Ölümün kapıyı ne zaman çalacağı belli olmuyor.En çok da Defne'nin oğlu için üzüldüm.Allah ailesine sabır versin diyorum. Pin It

15 Ocak 2011 Cumartesi

10 Bugün Doğum Günüm Blog...

Mutlu muyum? Mutluyum galiba.Hiç beklemediğim, tahmin etmediğim arkadaşlarım doğum günümü kutladılar.Eski öğrencilerim sevgi sözcükleri gönderdiler.Örnek aldığım değerli hocam doğum günü mesajı göndermiş.Hatırlanmak çok güzel bir şeymiş.Bugün bir kez daha anladım blog.

Mutsuz muyum? Eh bir yaş daha yaşlandık.Ömrümden ömür gidiyor derler ya işte bu doğum günleri tam o sözü hatırlamak için maalesef uygun bir gün : ) Ama olsun ben  yine de her yaşın ayrı bi güzelliği var diyerek kendimi avutmaya çalışıyorum : )

Sanırım bugünlük geçerli olan bi söz daha :Her şeye rağmen hayat yine güzel be blog : ) Pin It

5 Ocak 2011 Çarşamba

8 Eski bir dost gördüm dün...

Dost demek ne kadar doğru orası belli değil.Dostluk adına doğru şeyler yapıldı mı bu ilişkide işte orası hiç belli değil.


Üniversite yıllarında en samimi arkadaşım.4 yılımı birlikte geçirdiğim ev arkadaşım.Şu an aynı şehirde yaşadığım insan.En önemlisi birlikte hayaller kurduğumuz kişi.

Üniversite bitti.Evimizi dağıttık geldik memleketimize.Aynı şehirde yaşamaya devam ettik.Birlikte anılar paylaşmaya da.

Sonra benim kendisine karşı bir kırgınlığım ve kızgınlığım oldu ve bir süre uzak kalmayı tercih ettim.Bu benim karakteristik özelliğimdir, birisine kızdığım zaman onunla kavga etmektense bir süre ondan uzak kalmayı tercih ederim.Eğer iş kavgaya dönerse geri dönülmez bir yol olur.Ki ben zaten böyle şeyleri kendime yakıştırmam.Yani o kadar çok şeyimi paylaştığım insanı öyle kolay kolay çıkaramam hayatımdan.Çıkarmak istemem.Ne zamanki hatalar, sorunlar büyür ve bir dağ olur.İşte o zaman her şey biter.Ama tek bir kalemde değil.

Benim bu uzak duruşumdan sonra bana hiçbir zaman sebebini sormadı.Hiç aramadı.Belki sorsaydı konuşarak çözebilirdik.Ama o süre içerisinde çok şey yaşandı.Bir gün nişanlandığını öğrendim ve sonra bir gün de evlendiğini…Ne kadar üzüldüğümü anlatmaya kelimeler yetmez.

Sonra zaten hiç görüşmedik.Ta ki düne kadar.Meğer haftalardır aynı kurstaymışız ama haberimiz yokmuş.Eşinin benim sınıfıma gelmesi sonucu karşılaştık.

Gülümsedi, yanıma geldi ve sarıldı.Sanki hiçbir şey olmamış gibi.Sanki daha dün görüşmüşüz de bugün buluşuyormuşuz gibi.Sanki aradan yıllar geçmemiş gibi…

Ama arada o kadar çok şey vardı ki.Kızgınlıklar, kırgınlıklar, yeni hayatlar ve bir bebek …

Hamileydi.3 aylıkmış.Teyze oluyormuşum falan diye başladı anlatmaya.Hiçbir şey olmamış gibi.

Üzüldüm, neden böyle oldu diye.Ne kadar büyük bir şey yaşadık ki böyle ayrı düştük diye.

Ben olsam onun yerinde ne yapardım diyorum şimdi.Arardım sanırım.Ne yaşanırsa yaşansın birlikte kurduğumuz hayallerin hatrına arardım diyorum, bütün hayallerin hatrına…

Şimdi düşünüyorum yeniden her şey eskisi gibi olur mu diye.Çok zor sanki. Pin It

22 Aralık 2010 Çarşamba

6 Bir Anı "Aşure"

Bu ay Hicri Takvim'e göre Muharrem ayı.Benim en sevdiğim aylardan biri.Nedeni malum aşure :)
En sevdiğim tatlı olmasa da en sevdiğim tatlılardan birisidir kendisi :)

Küçüklüğümden beri bayılırım aşureye.Ama bir dönem var ki aşure sevdam tavan yapmıştı o sıralar.




Üniversite zamanında ailesinden uzakta okuyan öğrenciler hep anne yemeklerine özlem duyarlar.Herkesin aklında o bi yemek vardır mutlaka.Eve gitmeden önce sipariş verilir anneye : ) Anne de aman yavrum aç kalmış oralarda diyerekten donatır da donatır : )




İşte benim de üniversite zamanında tek özlem duyduğum şey aşureydi.Ne basit şey seçmişim ama dimi : ) Yapmaya kalksan öyle basit bir şey de değil.Hem öyle oturup da aşure yapacak vakit nerde.Ben de işin kolayını seçtim, marketten hazır aşure aldım.Şu hazır yiyecekler iyi ki var onlar da olmasa ne olurdu halimiz : )
Sonra işi abartmaya başladım ve her gün hazır aşure almaya başladım.Gerçi ev yapımı gibi olmuyor ama aklıma düştü bi kere : ) Baktım bu iş olacak gibi değil bi gün anneme söyledim, kadıncağız üzüldü tabi.Tarifini aldım ben yaparım dedim.Ama yapmadım tabi.Benim gibi üşengeç biri onu mu yapacak hem de sınav zamanı :) Neyse sınavlar bitti sonra ben de atladım eve geldim.Eve gelince annem de bana bi tencere aşure yaptı.Ben de sonunda muradıma ermiş oldum : )

Şimdilerde bu güzel tatlının bolca yapıldığı, hatta konu komşuya ikram edildiği Muharrem ayı geldi, hoşgeldi, iyi ki geldi : ) Pin It

19 Aralık 2010 Pazar

5 Benim İçin 2010

Sevgili Selfet beni mimlemiş.Ben de severek cevaplıyorum : )

Bakalım koca yıl benim için nasıl geçmiş.





2010’da en mutlu olduğun şey nedir?


Sevdiğim insanlarla bir araya geldiğim her an çok mutlu olurum.O yüzden bu yıl mutlu olduğum çok anı var: birlikte geçirdiğimiz tatiller, geziler, kısa maceralar, uzun gece sohbetleri, pijama partileri : )

2010’da en üzüldüğün şey nedir?

Bütün yılımı harcadığım ama sonucunu alamadığım saçma bir sınav.Ama umutlar tükenmez, umut etmeye devam : )

Ayrıca şu İsrail’le yaşanan sorunlarda, ülkemizin insanlarının düştüğü durum da beni çok üzmüştü.Bu uğurda ölen insanlara Allah’tan rahmet diliyorum.

2010 senin için nasıl bir seneydi?

Aslında pek dolu dolu bi sene olmadı.Ama yine de farklıydı.İnsan her gün farklı şeyler öğreniyor, hayatın farklı yönünü görüyor.Bunlar da bizim hanemize hayat tecrübesi olarak ekleniyor.

Benim hep söylediğim bir şey vardır:”Pişman olmayacağın, keşke demeyeceğin şeyler yap.”Eğer iyi ki yapmışım, hiç pişman değilim diyebiliyorsak bu bizim için çok büyük artıdır.

Ben de bu yıl içinde iyi ya da kötü yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim.Umut olduğu sürece hayatın her anı güzel : )


2010’a nasıl girmiştin?2011’e nasıl gireceksin?

Hatırladığım kadarıyla evde tv karşısında oturarak girmiştim.Bu yıl arkadaşlarla planlar yapıyoruz ama gerçekleştirebilecek miyiz bilemiyorum : )

2010’da yapmayı çok istediğin yaptığın veya yapamadığın 5 şey nedir?

-Katılmak istediğim kişisel gelişim seminerleri vardı.Bolca o seminerlere katıldım.Hala da devam ediyorum.

-Okumak istediğim birkaç kitabı okuyabildim.Ama daha çok kitap okumak istiyorum.Umarım bunu başarabilirim : )

-Yapmak istediğim tasarımlar vardı, bir kısmını yaptım ama bir kısmını yapamadım.Kafamda o kadar çok fikir var ki ama hepsini gerçekleştirmek mümkün olmuyor : )

-Gitmek istediğim şehirler, görüşmek istediğim arkadaşlarım vardı bu yıl olmadı ama seneye inşallah.

-Spora ve bir dil kursuna gitmek istiyordum ama olmadı.Ama bu yıl spor olmasa bile dil kursuna başlıyorum.Kaydımı yaptırdım bile : )

Bu mimi yanıtlamak isteyen herkese gönderiyorum.

Bu da günün şarkısı olsun.Çok sevdiğim bi filmin soundtracklerinden biri.
Pin It

6 Aralık 2010 Pazartesi

5 Günlerden Bugün...

Hani bazen çok sevdiğiniz biri uzaklara gider de sanki bütün sevdiğiniz şeyleri beraberinde götürür.Ya da çok bağlandığınız bi dizi en güzel yerinde biter de boşluğa düşersiniz.

Hep eskiye özlem duyarsınız.Bütün güzel şeyler geçmişte kalmış gibi.

İşte bugünlerde ben de böyleyim.Tadım tuzum yok.Sevinçlerim götürülmüş, boşlukta gibi...


Pin It

3 Kasım 2010 Çarşamba

14 Kısa Bir Aranın Ardından.... "Güzel Şehrim"

Bir süredir yazamadım.Çünkü sınavım iptal oldu yeniden sınava girmek zorunda kaldım.Yeniden girince de biraz ders çalışmam gerekti o yüzden buralara pek uğrayamadım.

Sınav geçti, gitti ama bu Türkiye'deki eğitim sistemi olsun, sınav sistemi olsun beni çileden çıkarıyor.İnsanları deneme tahtası niyetine kullanıyorlar.İşin başına bu işten anlamayan insanları getiriyorlar ve sorun üstüne sorun.Kendi keyifleri yerinde ya halka ne olursa olsun.Neyse bu konuda yaram çok yazdıkça yazılır ama bir işe de yaramaz.

Uzun zamandır fotoğraf paylaşamadım o yüzden geçen bayramda gezerken şehrime dair kareler çekmiştim.Şimdi sizleri o karelerle baş başa bırakıyorum :)














Pin It

12 Ekim 2010 Salı

9 Hırkalarda Fiyonk

Kış yüzünü göstermeye başlamışken hırkalar, kazaklar da dolaplardan çıkmaya başladı.Ben kışın en çok hırka giymeyi severim.Renk renk, model model son yıllarda favorim hırkalar.Hem daha sıcak tutuyorlar hem de kullanımını seviyorum :) Gömlek, bluz, elbise her şeyle çok güzel uyum sağlıyorlar.

Hazır bu yıl fiyonk modası da varken bu modeller elimizdeki sade hırkalarımızı süslemeye fikir oluşturabilir.

Dantel, tül, kurdele ve keçe kullanarak fiyonklar hazırlayıp hırkalarımıza farklı bir görünüm verebiliriz.

Siteleri dolaşırken beğendiğim modelleri kaydediyorum belki yaparım diye.O yüzden modelleri nerelerden aldığımı hatırlamıyorum :)


Pin It
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...