Uzun bir süredir bloguma yazı yazamadım.Kurslara başladım.3 kursa birden gidiyorum.Rusça kursuna başladım.Gerçi üniversitede görmüştüm ama şimdi biraz daha ilerletmek istiyorum kendimi.Yaza kadar artık ne kadar öğrenebilirsem öğrenicem.Bir de bilgisayar sertifikası lazım.O yüzden bir de sertifika almak için bilgisayar kursuna gidiyorum.Bir kursum daha var.Böyle kurslarla geçiyor günüm.Yani bu aralar yoğunum biraz.
Bu hafta bir haftalık tatilim vardı ama etrafta bir grip salgını var.Evde herkes hasta.Evle ilgilendiğim için fırsat bulamadım yazmaya.Bi ben sağlam kaldım : )Yakında ben de düşerim yataklara.
Pazar günü kar yağdı.Tabi karla beraber felaketler de geldi.Daha önce de yazmıştım ben karı sevmem diye.Sevmeme nedenlerimi de söylemiştim.Pazar günü bilgisayar sınavım vardı.Tabi kar yağınca bizim burada yollar kapandı, arabalar çalışmadı, öğlene kadar yollar açılmadı.Sınavıma gidemedim.Kar yine bana felaket getirdi.
Hani demiştim ya hani bu aralar seminerlere gidiyorum diye.Geçenlerde gittiğim "Etkili İletişim" seminerinde beden dilinden bahsedilirken, katılımcılardan biri bir diziden bahsetti.Beden diliyle ilgili bir dizi:"Lie to me"
Seminerden sonra ben de diziyi izlemeye başladım.Hoşuma gitti.Kaliteli ve farklı bir dizi.Beden dilini çözmeye meraklı kişilere tavsiye ederim : )
Bir de son olarak Defne Joy Foster'ın ölümüne çok üzüldüm.Her hafta Yok Böyle Dans'ta onu severek takip ediyorduk.Çok eğlenceli, enerjik, neşe dolu bir insandı.İnsanın hala inanası gelmiyor.Daha pazar günü ekrandaydı.Ölümün kapıyı ne zaman çalacağı belli olmuyor.En çok da Defne'nin oğlu için üzüldüm.Allah ailesine sabır versin diyorum.
Pin It
