Son zamanlarda paylaşılan sözleriyle, şiirleriyle dikkatimi çeken biri var: Küçük İskender.
Sözler, bilindik kalıplardan tamamen uzak; şiirler, dönemine bir baş kaldırı.
Birilerine inat, isyan, haykırış şeklinde yazılmış.En çok da sevgiliye.Aşk acısının, terk edilmenin, sevmenin farklı bir dışa vurumu.
Sevdiklerimden birkaç alıntı:
*"Sen" dedi "intihar" gibisin.
Hem cesaret edilemeyen,hem de herkes tarafından en az bir kez düşünülen.
İşte öyle güzelsin.
*Sesini özlemedim.Yüzünü de,ellerini de.Yanımdaki varlığını hele hiç !
Daha yazamıyorum.Uzayan burnum,kalemime çarpıyor bırakıyorum.
*Hadi şimdi bana 1 Nisan şakası yap,
''Seni Seviyorum'' de...
Muhteşem inanırım...
Nisan gitse,
Ben koca ömür Bir' inde kalırım …
Küçükken nasıldı?" diye sordu anneme...
"Küçükken yaramazdı.." dedi Annem,
Tebessüm etti;
Doğru mu dedi gözlerime bakarak;
"Doğru" dedim.
Ve aynen tekrarladım annemin sözlerini..
"Küçükken Yaram Azdı..."
Pin It
Sevdiğim Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevdiğim Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2010 Cuma
7 Şubat 2010 Pazar
6 Sevdiğimiz Alıntılar Hep Yanımızda Olsun
Hepimizin sevdiğimiz alıntı sözler vardır.Bu sözleri bazen saklamak, bazen paylaşmak isteriz.Bazen de bizim için önemli anlarda kullanırız.İşte sevdiğimiz alıntılar için farklı fikirler üretilmiş.
Sevdiğimiz sözleri düz bir kumaş üzerine yazıp sonra o kumaştan kendimize bir broş yapabiliriz.
Kaynak
(¯`v´¯)
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
Sevdiğimiz sözleri düz bir kumaş üzerine yazıp sonra o kumaştan kendimize bir broş yapabiliriz.
Özel bir günde masamızda kullanmak üzere peçeteler üzerine yazabiliriz.
Hep yanımızda taşımak için güzel ve şık bir kolye yapabiliriz.
Kendimize özel bir kitap ayracı yapabiliriz
(¯`v´¯)
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
14 Ocak 2010 Perşembe
3 Dostluk Bildirimi
Sevgili Cecilia bloglar arası dolaşan dostluk bildiriminde bana da yer vermiş.Kendisine buradan da teşekkür ediyorum.Ben de bu bildirimi bloğumu takip eden herkese gönderiyorum.
Konuyla ilgili bir yazı değil de güzel bir hikaye paylaşmak istiyorum.
"GERÇEK DOSTLUK BÖYLE OLUR
Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister.
Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz. "
Dostlukla ve Sevgiyle kalın.
Hikaye alıntıdır.
KURALLAR:
- Dostluğumuzu ilan etmek için bir yazı yaz ve on arkadaş seç.
((Onların bloglarını ziyaret et ve bilgi ver))
- Her bir kişi on kişi seçmelidir.
- Ödül yok, mühür yok. Sadece sevgimizin samimi bildirimi var.
(¯`v´¯)
`*.¸.*
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
31 Aralık 2009 Perşembe
1 Yeni Yıl Duasına Amin Diyelim
Bunu bir yerde gördüm ve çok beğendim.Çok güzel dileklerin bulunduğu, biraz esprili, biraz ciddi, biraz içten duygularla oluşmuş bir dua.Sizlerle de paylaşmak istiyorum.
"Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil...
Sağlığı iyi olsun…
Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olmasın. Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dolaşsın.
Sevdikleriyle birarada olsun…
Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa bölüşecek biri olsun; nesi yoksa bulup getirecek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın.
Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun…
Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. O her şeyine, her haline tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun. Kurumasın.
Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun…
Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi, onu yapıp dursun. Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. Daha iyi yaptıkça bunu başkaları da görsün. O başkalarının bunu gördüğünü, dış gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın.
Neşesi bol olsun…
Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde bir şey durup durup zıplasın. Duydukları gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın. Gürültü çıkarsın. Saçma şeyler söylesin. Çocuklukta en şımardığı ana, sık sık gidip gelsin. Nereye gidip geldiği bilinmesin.
Değiştirmek istedikleri değişsin…
İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın. Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun. Bileği, bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin.
Bir şey ona sürpriz olsun…
Günlerinden bir günü, bir pakete sarılı olsun. Açılınca içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün üçyüzaltmışbeş'ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasin. Öyle tahmini mümkün olmayan bir şey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın.
Bir hayali gerçek olsun…
Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup onu sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu, herşeyin mümkün olduğunu unutmasın.
Bu duayı okusun. Kendi sesiyle duysun. Duası gerçek olsun. Her kelimesine şükretsin. Tek satırına nazar değmesin. AMİN.
Bu duaya yürekten, kocaman bir AMİN diyorum, siz de demeyi unutmayın :)
(¯`v´¯)
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
29 Aralık 2009 Salı
3 Keşke Dememek Adına...
Eflatun'a sormuşlar:
"İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?"
Eflatun tek tek sıralamış:
"Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.
Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler.
Ama sağlıklarını geri almak için para öderler.
Yarından endişe ederken bu günü unuturlar.
Dolayısıyla ne bu günü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar.
Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler."
Sıra gelmiş ikinci soruya:
"Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine sıralamış:
"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın.
Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL,
EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
Ne kadar doğru söylemiş.Hayatımız hep bir koşuşturma, hep daha iyi adına geçiyor.Daha iyisi için o kadar çok şeyi feda ediyoruz ki.En önemlisi de zamanı.Elimizden kayıp giden, boşa geçirdiğimiz zamanı...
Acaba sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylüyor muyuz? Ya da elimizdekilerin kıymetini biliyor muyuz?
Hep bir kaybediş, kazanmak adına belki kazandıklarımızdan daha fazla kaybediş...
Hiç yaşamamış gibi ölmek, ne kadar acı!
Yol yakınken elimizdekilerin kıymetini bilelim ve belki de kısıtlı olan zamanımızı daha iyi kullanalım.
Keşke dememek adına...
(¯`v´¯)
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
22 Aralık 2009 Salı
0 Sahiplenmek Üzerine
"Sahiplenmek Üzerine" çok sevdiğim bir şiirdir.İlk okuduğumda kendimden bir parça bulmuştum bazı satırlarında.Bana göre çok anlamlı ve çok güzel bir şiir.İlk yazılı resim çalışmamı bu şiirle yapmıştım.3-4 yıl oluyor sanırım.Paylaşmak istedim...
(¯`v´¯)
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
Hiçkimsenin kolu, bacağı; gözü, kulağı olmak istemedim,
Gidersem kimse sakat kalmasın diye
Bırakacağım eli tutmak istemedim,
Ve yüzüne bakmadım alışkanlık yaratacak kadar,
Kalabalıklar içinde yapayalnız kalan olmasın diye...
Korktum şüphesiz, hem kendim için korktum,
Hem sevdiklerimin yerine,
Ve korumak istedim yaralanmasın diye...
Hiç şüphesiz daha çok sevebilmek için yaptım hepsini,
Ne kadar çok sevdiğimi hiç söylemedim,
ÇEKİP GİTMESİN DİYE!!!
(¯`v´¯)
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•. Pin It
15 Kasım 2009 Pazar
0 Yollar da özler mi?
Çok sevdiğim bir yazıdan bir alıntıdır.Her okudukça insana farklı şeyler düşündürür.Düşünmediğimiz, aklımıza gelmeyen yönlere değinmiş Senai Demirci.
Sular da sızlar mı?
Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mıdır?
Islanmayı özlediği zamanlar yok mudur yağmurun?
Yağmuru sevindiren bir yağmur var mı?
Taşlar da kalpleşir mi?
Kalplerin taşlaşması gibi, taşların da taş olmaktan bıkıp yumuşamaya meylettiği zamanlar yok mudur?
Yollar da özler mi? Yolun da alıp başını gidesi gelmez mi?
Ateş de yanmayı arzulamaz mı? Ateşi de yakıp kavuran bir ateş olamaz mı?
Güneş de bekler mi gündoğumunu? Bir akşam üstü güneş de seyretmeyi dilemez mi günbatımını?
Ayrılık bıkmadı mı onca sevgili arasında durup beklemekten?
Ayrılık da ayırmaktan usanmaz mı; yok mudur kavuşmak dilediği?
Aşk da aşık olamaz mı? Bunca zamandır örselenmekten, anlaşılmamaktan şikayetçi değil midir?
Herkesin dilinde olup da, kimseye yâr olmamak aşka da ah ettirmiyor mudur?
Şarkıların da sevdiği bir şarkı yok mudur?
Onlar da ara sıra durup dinlemek istemez mi acıların ve neşelerin nağmelerini?
Toprak da bir gün toprağa uzanmayı arzulamaz mı? Ona da topraktan bir mezar bulunamaz mı?
Senai Demirci Pin It
Sular da sızlar mı?
Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mıdır?
Islanmayı özlediği zamanlar yok mudur yağmurun?
Yağmuru sevindiren bir yağmur var mı?
Taşlar da kalpleşir mi?
Kalplerin taşlaşması gibi, taşların da taş olmaktan bıkıp yumuşamaya meylettiği zamanlar yok mudur?
Yollar da özler mi? Yolun da alıp başını gidesi gelmez mi?
Ateş de yanmayı arzulamaz mı? Ateşi de yakıp kavuran bir ateş olamaz mı?
Güneş de bekler mi gündoğumunu? Bir akşam üstü güneş de seyretmeyi dilemez mi günbatımını?
Ayrılık bıkmadı mı onca sevgili arasında durup beklemekten?
Ayrılık da ayırmaktan usanmaz mı; yok mudur kavuşmak dilediği?
Aşk da aşık olamaz mı? Bunca zamandır örselenmekten, anlaşılmamaktan şikayetçi değil midir?
Herkesin dilinde olup da, kimseye yâr olmamak aşka da ah ettirmiyor mudur?
Şarkıların da sevdiği bir şarkı yok mudur?
Onlar da ara sıra durup dinlemek istemez mi acıların ve neşelerin nağmelerini?
Toprak da bir gün toprağa uzanmayı arzulamaz mı? Ona da topraktan bir mezar bulunamaz mı?
Senai Demirci Pin It
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















